Bizi Biz Yapan Değerlerimiz

Kategori: Kültür Sanat Haberleri
Yayınlanma: 07 Haziran 2012
Yazdır

Rıdvan Salman'ın Ajansesenler.com için bir diğer yazısı

Her insanın hayatı, düşünceleri ve yaptıkları bir hikâyedir ve hikâyesinin kurgusunu insan kendi oluşturur.


Hiçbir hikâyenin sonu bulunmaz, tam bitti derken yeni bir hikâye çıkıverir karşımıza.O gün o olay, o kişiler arasında yaşanıp bitmiş olsa, sonuna nokta konulsa bile yeri gelir, o nokta virgüle dönüşüp,başka kişiler ile başka zamanda devam eder. Yeter ki insanlar –tabiri caizse- insan olmanın hakkını vererek yaşasınlar, birbirlerine karşı olan sorumluluklarını asla unutmasınlar.

Bizim bağlarımız güzel görünen ama kolay açılan bağlardan olmadı. Bizim geçmişimiz ile olan bağlarımız kördüğüm gibiydiler, bizlere yaşam gücü ve yaşama inancı verdiler. Belki bizim bağlarımız ensar ile muhacir arasındaki bağlar gibi değildi, ama hâlâ işlerini -sadece- Allah rızası için yapanlar vardı.


Her ne kadar inceldikçe incelse debağlarımız, hâlâ aile bağlarımız, hâlâ umutlarımız, hâlâ O’nu ve sünnetini hatırlayıp uygulayanlarımız var.


Hâlâ, ye’se kapıldığımızda bize uzanan bir dost eli,
Hâlâ, komşusu aç iken tok yatmayan bir komşu,
Hâlâ,annesinin kendisine aldığı çikolatayı arkadaşı ile paylaşabilen bir çocuk, Hâlâ, iman bağı ile bir araya gelebilen insanlar var.


Bizleri ve geçmişimiz ile olan bağlarımızı en güzel şu sözler özetler;
Ağaç köküyle irtibatını kestiğinde ağaç değil kütüktür,
Toplum köküyle irtibatını kestiğinde cemiyet değil, kitledir.


Fuzuli ile Baki arasındaki dostluk, yeri geldi kardeşlik yeri geldi karşıtlık oldu ama onlar dostluğun manasını hakkıyla
bildiler ve sorumluluklarını yapmaktan bir an olsun geri durmadılar.

Bizler şimdi yapmamız gerekeni yapmazsak, iş işten geçince aklımız başımıza geldiğinde anlarız ki dünya sadece bizim etrafımızda dönmüyormuş ve her kişinin kendine has bir hikâyesi ve o hikayesinde de kendine has kahramanları varmış ama biz bunu anladığımızda iş işten geçeli çok olmuştur. Onun için şimdi bir O’na bakalım bir de kendimize. . .


“Bu zamanda ne sorumluluğu?  Devir değişti artık, 21. Yüzyılda yaşıyoruz!” gibi aşırı radikal düşünceler ile nice basın yayın organlarından bizlere seslenen sözde münevverlerimiz var ya şimdi bizim, Akif’in tabiriyle “Medeniyet çıplaklıksa eğer, hayvanlar bizden daha medeniler! ” şeklinde bahsettiği düşünce sistemini benimsemiş, medeniyeti batıda arayan, nehirleri batıya doğru akan bu cahiller (!) ne kadar çabalasalar da biz, bize yani Mü’minlere düşen, sorumluluklarımızı yerine getirmektir. Bizler sorumluluklarımızı yerine getirdiğimiz sürece onlar asla ve kat’a hedeflerine ulaşamazlar.

Tabii ki, biz bize düşeni yapmaktan geri durursak, işte o zaman vay halimize.



Kimimiz büyüdük kocaman adam olduk (!),
kimimiz hâlâ büyüyoruz, kimimiz ise büyüyemedi.


Kimimiz büyüklüğünden (!) kimimiz ise büyüyemediğinden hep birilerine özenerek yaşadı.   Kendinin kim olduğunu bilmeden yaşadı, yaşıyor, yaşacak ta.

Bazılarımız efsanelere, bazılarımız dizilere,bazılarımız ise O’na özendi.

Sevdik, korka korka, acı çeke çeke durmadan sevdik,seveceğiz de.Kimimiz birilerinden görerek sevdi, kimimiz kendi başına sevdi, kimimiz ise kendinden,ana babasından daha çok sevdi.


Yıllarca sanki bir suç işler gibi sevdik. Onlar suç dedikçe biz daha çok sevdik. Şimdi ise onlar suç değil, sevebilirsin dediler, biz ise durduk boş boş etrafımıza bakındık, ne gerek var dedik.Yıllarca sanki bir suç işlercesine bin bir türlü eziyetler, cefalar
altında sevmişken şimdi bir anda durduk, etrafımıza bakındık boş boş.


Neden mi, çünkü biz kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi, nereye gideceğimizi, nasıl gideceğimizi kısacası biz sorumluluklarımızın bizlere kattığı değerleri unuttuk, unutturulduk.


Vakit, sorumluluklarımızı hatırlayıp,uygulama vaktidir!


Biz sorumluluklarımızı hatırlayıp uyguladıkça, onlar lağım fareleri gibi korkup kaçacaklar. Peki, biz sorumluluklarımızı hatırlayıp uygulamazsak ne mi olur, bizler alabildiğine büyük, alabildiğine yalancı dünyanın içinde kaybolur gideriz..

Peki ya dünyanın bütün bunlarla bir alakası
yoksa dünya sadece bir mekânsa ne olacak?

Onu bu hale getirenler insanlar olmasın sakın? Kuşlar, böcekler değil de onu bu hale getiren sadece biz ve nefsimiz olmasın? Birde onu bu hale getiren o körelmiş nefisler ile bizlere sorumluluklarımızı unutturanlar aynı kişiler, aynı
nefisler olmasın mı?

Çocuklar yani geleceklerimiz kendilerine önder olarak peygamberlerini değil de, insanın kendine has, sahip olduğu onlarca özelliği varken başka türlü özellikleri olan –sözde- kahramanlarını seçerlerse ne olur? O daha çocuk, aman boşver gibi düşünenler beni iyi dinleyin; biz insanların bazı şeyleri öğrenmesi için yaşımızın büyük olması gerekmez, yeter ki insan gönül gözünü açsın ve etrafına bir baksın! Onun için ben şimdi diyorum ki geleceğimiz olan çocuklarımızı Harun (as.) varken gidip te birer Karun, Musa (as.) varken gidip te birer Firavun olarak yetiştirmeyelim. Bunun için de çocuklarımızı Fatih’lerin, Kanuni’lerin kahramanlarını, yani birer hayal ürünü olan batının –sözde- kahramanları ile değil de peygamber
efendilerimiz ve onların güzel ahlakları ile yetiştirelim.

Ben diyorum ki biz Elhamdulillah inançlı insanlarız, çocuklarımızın da inançlı bir birey olarak yetişmesini yani çocuklarımızın da birer Fatih olmasını istiyorsak, onları dibi gözükmeyen bir kuyuya doğru değil de daimi refahın ve huzurun olduğu Kuran’ın ayet-i kerimelerinin içine, peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sav.) güzel sünnetine doğru yönlendirelim ki ebedi hayatın olduğu Sırat-ül Müstakim’e giderken korkmadan gidelim, ölüm bizler için bir Şeb-i Arûs’dan ibaret olsun.
Allah’a Emanet Olun

Rıdvan SALMAN

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Lütfen Yorum Yazın

0
Kabül Ediyorum.
  • Hiçbir Yorum Bulunamadı
Powered by Komento